Sene 2002 (sanırım), amatör tiyatro topluluklarından birindeyim, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı yaklaşıyor(du). Biz de bir şeyler yapalım dedik, mesela bir devlet ya da ssk hastanesinde gönüllü palyaçoluk… O gün sabah erkenden kalkıp hastaneye gittik, 4 üniversite öğrencisi, elimizde renkli tulumlarımız, peruklarımız, boyalarımız…
4 yaşlarında kısa saçlı güzel mi güzel bir kız çocuğu, üstünde siyah bir mont, kafasında kukuletasıyla kenarda oturuyor, asosyalmiş, ailesi yokmuş. Bize dönüp bakmadı bile. Oysa ki palyoçalar güzeldir, renklidir, komiktir demişlerdi.. Hayat ağırdır, yalnızlık acıdır, 4 yaşındaki çocuk kaldıramaz demeseler de orda öğrendik(/m).
12 yaşlarında yine bir kız, yatağa bağlamışlar. neymiş, ameliyat olmuşmuş, delimişmiş, 3 gündür sadece sıvı gıdalar veriliyormuş..muş..muş… Aç bırakıyorlar kızı, elimde çevirdiğim topa elma diye saldırdı (ya da denedi, başaramadı, malum kemerler sıkı).
Biri 13 biri 8 yaşında iki kardeş, bizi görünce türkü söylemeye başladılar. Daha önce buraya zengin insanlar, tv kanalları gelmiş; belki diyorlar (belki) bize üzülürler. Tek istedikleri bir umut ışığı. Parayı sadece iyileşmek için istiyorlar, onlar lösemi.
Yine hasta bir oğlan, hastane masraflarını karşılayamayınca ailesi onu bırakıp gitmiş, yaşı bir elin parmakları kadar; “rüyamda görsem inanmazdım, palyaçolar gelmiş” diyor, biz palyaço değiliz, sadece suratımız boyalı (diyemedim), gülüyoruz. Arkamı dönüp ağladım, önüme dönüp güldüm, niye? Çünkü beni pamuk prenses seçtiler.
4 yaşlarında kısa saçlı güzel mi güzel bir kız çocuğu, üstünde siyah bir mont, kafasında kukuletasıyla kenarda oturuyor, asosyalmiş, ailesi yokmuş. Bize dönüp bakmadı bile. Oysa ki palyoçalar güzeldir, renklidir, komiktir demişlerdi.. Hayat ağırdır, yalnızlık acıdır, 4 yaşındaki çocuk kaldıramaz demeseler de orda öğrendik(/m).
12 yaşlarında yine bir kız, yatağa bağlamışlar. neymiş, ameliyat olmuşmuş, delimişmiş, 3 gündür sadece sıvı gıdalar veriliyormuş..muş..muş… Aç bırakıyorlar kızı, elimde çevirdiğim topa elma diye saldırdı (ya da denedi, başaramadı, malum kemerler sıkı).
Biri 13 biri 8 yaşında iki kardeş, bizi görünce türkü söylemeye başladılar. Daha önce buraya zengin insanlar, tv kanalları gelmiş; belki diyorlar (belki) bize üzülürler. Tek istedikleri bir umut ışığı. Parayı sadece iyileşmek için istiyorlar, onlar lösemi.
Yine hasta bir oğlan, hastane masraflarını karşılayamayınca ailesi onu bırakıp gitmiş, yaşı bir elin parmakları kadar; “rüyamda görsem inanmazdım, palyaçolar gelmiş” diyor, biz palyaço değiliz, sadece suratımız boyalı (diyemedim), gülüyoruz. Arkamı dönüp ağladım, önüme dönüp güldüm, niye? Çünkü beni pamuk prenses seçtiler.
0 yorum:
Yorum Gönder