yine bir ayrılık öyküsü…giden gidene, düşen düşene ve atılan her kurşunla kalbura dönmüş aşklardan biri…
en derinime saklamıştım seni ama ne kadar derin olduğu tartışılır.
seninle bir tartışmamızda kadın mı vericidir yoksa erkek mi almasını bilir diye tartışmıştık da bir sonuca varamamıştık ya… aslında kadın derinlemesine bir canlıdır, hem tensel hem de tinsel. erkek ne kadar verirse alır kadın, verebilirse… işte o zaman, senle bunu tartışırken, bana yorgun gözlerle bayık bayık bakıp, aslında derininde yatan elindeki kumandaya dönme isteğini gördüğümde ne kadar da yüzeysel bir adam olduğunu farketmiştim.
…oysa ki ben o geceki güzel kokan adamın arkasından gitmemek için kendime engel olmuş ve sana sadık kalmıştım. dikenini bana sokup çıkarırken bende monotonlaşmış zevklerine sadıktım…
…oysaki ben suratına kusmak isterdim ama bunu yapmayacağıma dair kendime sözler vermiştim.
ve yine ben… sırf bana arkanı döndün diye uyurken seni boğmak istemiştim.
elindeki o kumandayla içinde bulunduğun anlamsız kompozisyonun bu güzel hava ve tatil gününde daha fazla yer işgal etmesi midemi bulandırıyor ve başımı ağrıtıyordu ve gitmeni istedim. gittin… …
0 yorum:
Yorum Gönder