28 Ağustos 2008

sözlük demleri

en baştan başlamak ve her şeye nane olmak hiç istemiyorum..sözlük alemlerine girmekte geç kalmış ama kısa zamanda bir klanın biryerlerine gelebilmiş biri olarak, en çok tanıdığım sözlükleri irdelemek isterim.
bir yıl yazar alımları başlasın diye beklemiştim ekşi sözlüğü ve bu durumdan sıkılmıştım ki tesadüf eseri gecenin bir yarısı baktım yazar alınıyor ekşiye, hemen atladım ve entrylerimin sayısı ilk sene üç basamaklı sayılara ulaşamadı. çünkü ben sözlüğü okumayı seviyordum. yazacak bir eksik de bulamadım çoğu zaman, yazmaya kalktığım zaman da baştan aşağıya okumak, ortamla aşık atacak cümleler kurmaya çalışmak, tanımadığım bu yerin tutmak için aradığım nabzını bulamamak beni hep yordu. öğrenimim ve işim gereği bildiğim şeyleri yazıp durdum. pek de bulaşmadım yok muhabbetmiş yok zirveyemiş, asosyal bir suser olarak kaldım.. işte bu nedenlerden de sözlüklerin duayeni hakkında söyleyebilecek pek bir şeyim yok. ama etrafta onlar için söylenenler beni hep şaşırttı. insanlar gözlerinde o kadar büyüttüler ki, ekşi’de bir entry bile yazabilmek için kimbilir neler vermezdiler(!). saçma! ekşiyi bilgi birikimi olarak büyütmeli sadece, ne ararsam var (kondansatör olayını bilen bilir) ve bu beni mutlu ediyor. artık herhangi bir yerde de suser olduğumuzu söylemekten çekinir oldum, insanlar kocaman gözleri ve açık ağızlarıyla “hadi ya, ekşide yazar mısın, süper, ben nasıl olabilirim, bi kıyak geçsene” dediler, ne diyebilirdiniz ki. bir de “aa ben de yazar oldum bir ara ama hiç yazmadım, şifremi de unuttum” cular vardı, bunlara da en fazla “hadi ya, kötü olmuş” diyebildim.
neyse.. netsözlükle devam ettim sonra, söyleyebilirim ki en çok orada eğlendim. sözlüğün yapı taşlarını tek tek yerine oturtmak eğlenceliydi. klavyede döktüren o parmakların sahibini bir kafede görüp iki çift lafın belini kırmak gerçekten lezzetliymiş. bizim artık ortak bir noktamız vardı, sözlük. netsözlüğü burdan kötülemek değil tabi niyetim ama “balık baştan kokar” demek istiyorum. burda da yönetimin sorumsuz olduğunu gördüm, ne kadar doğru bilemiyorum. sürekli değişebilen bir tutumla birlikte her an alaşağı olabilir yönetim elemanları gözünü korkutuyordu insanın. bir hafta sözlüğe girmediğinizde, dönünce yönetimi tamamen değişmiş ve hatta tanımadığınız ve sizden daha tecrübesiz insanları sizi modere ederken görebiliyordunuz. olmaz, ben bunu görmek istemiyorum, banane dedim.. neyse.. daha sonra hiperaktif bir internet böceği olmamdan ve çok okuyup yazan (evet artık yazıyordum çünkü eksik çoktu) bir gözlemci olmamdan dolayı beni başka yöne çekmeye başlamışlardı, yeni bir sözlüğe..
önce adı kıllandırıyor kolpa sözlüğün, sonra öküz logosu.. noluyoruz diyorsunuz, nerdeyiz? ama bildiğiniz sözlük burası. yazarları da gayet genç, kanları deli akıyor. büyük ülkenin burjuvası olmaktansa küçük kasabanın şerifi olmak işime geldi, hem sözlüğün de abla kadrosu boşmuş.. çağardılar geldim, yerim de hazırdı, arkadaşlar kırmızı halı da sermişler, ben daha ne olduğunu anlamadan başlarındaydım. açıkçası çok daha tecrübeli biriyle oturup konuşmak isterdim, şimdi hocam bizde böyle problemler var, sözlük bu yöne gidiyor, normal di mi diye. ama olsun, en azından kendimize güvenimiz var, yapıcaz, olucak diyoruz her gün birbirimize. problemleri görmezden geliyoruz, olur başlarda diyoruz, gülüp geçiyoruz. ayrıca herşeyi yapmaya o kadar hevesliyiz ki , artık buna maymun iştahlılık mı denir ne denirse, şunu da yapalım tam olsun, bunu da yapalım imajımız olsunlardayız. hatta bazen bu gidiş hızı korkutuyor beni. düşünsenize mevsim kadar kısa bir sürede, sözlükteki herkes beni tanıyordu eli sopalı ayarmatör mod olarak.
hazır sopaya da deyinmişken yazarlardan bahsetmek istedim. yok yok korkmasınlar, laf etmiyeceğim. bu net alemi insanı bir garip yapıyor, onlar da büyülendi, sözlüğe kapıldılar, gidiyorlar. bilgi gerçekten bir güç, kelimeler silah, bunu gördüler. her ne kadar arada yalpalasalar da olacak, biliyoruz. yavaş yavaş demleniyoruz.
sözlük bir oluşumdur, yazar da zamanla pişer. hepimiz pişeceğiz yavaş yavaş, olgunlaşacağız. yazar sözlüğü oluşturur sözlük de yazarı olgunlaştırır. duayenler en başından beri harf harf, kelime kelime oluşturdular bu yapıyı, program yazmadı tüm o entryleri. bir bilgi birikimi oluşturdular, onun üzerine geyik çevirdiler. bir konu hakkında hepsinin bildiği birşeyler vardı ve hepsi farklı şeyler biliyorlardı, onları bütün ve sözlük yapan bu bence. bunun bilincinde olmak, olaylara her açıdan bakabilmek, türkçe’yi doğru kullanmak ve anlaşılır yazmak sizi yazar yapar ama herkes de yazar olamıyor malesef. sedat’ın röportajında söylediği bir lafı var buraya cug oturur hem de yazımı bitirmeme yardımcı olur; “..42 kromozomumuzla dünyada hiç bir benzerimiz yokken tek diyebildiğimiz “yukarda söylenenlerin hepsine katılıyorum” ise bence gereksiz yere yaşıyoruz.”

23 Nov 2006

0 yorum: