28 Ağustos 2008

msn filozofları

Anlık ileti konuşması sırasında hiçbir zaman parolanızı veya kredi kartı numaranızı vermeyin.

1 Numaralı Şişe:
hey dude c’mon
soy un perdador:
hım?
1 Numaralı Şişe:
let’s hoppidi huppidi sosyoblog
soy un perdador:
yok orda bişi
1 Numaralı Şişe:
biliyorum bir şey olmadığını
1 Numaralı Şişe:
bir şey olduralım diyorum zaten
soy un perdador:

1 Numaralı Şişe:
ben gülüyor muyum ha ? gülüyor muyum ben ? gözlerime bak ve cevap ver gülüyor muyum ben ?
soy un perdador:
ne farkeder ki?
1 Numaralı Şişe:
hmmm güzel soru
1 Numaralı Şişe:
bence de farketmez
1 Numaralı Şişe:
ahanda bak şimdi de güldüm
1 Numaralı Şişe:
ama aslında bilgisayar karşısında yüz kaslarımı oynatacak halim yok
soy un perdador:
boşşer gül, kasmayalım
soy un perdador:
aynen
1 Numaralı Şişe:
gülerken gülmüyor ya da gülemiyor olmak da ayrı bir internet sahteliği tabi
soy un perdador:
yoksa halim olsa bu tatil öncesi akşamı nette işimiz ne
soy un perdador:
evet
soy un perdador:
bunları konuşup bence sosyobloğa pasteleyelim
soy un perdador:
haha
soy un perdador:
bliss ve saten’le açık oturum
1 Numaralı Şişe:
kayıtta mıyız ? diyalog örneği mi vericez sosyoblog’a
soy un perdador:
evet
1 Numaralı Şişe:
(bu sefer cidden güldün bak (: )
1 Numaralı Şişe:
ben güldüm
1 Numaralı Şişe:
yanlış yazdım
soy un perdador:
ben de mandalina soyuyorum ne var
soy un perdador:
evet hastalanmamamın sırrı şapırt şupurt mandalinaları
soy un perdador:
(araya reklam da aldım ohh miss)
1 Numaralı Şişe:
mandilana soymak da bir internet sahteliği
soy un perdador:
evet o da sahte
soy un perdador:
aslında there is no mandalina
1 Numaralı Şişe:
komşuda pişip bana düşüyor mu ? hayır. o zaman ne anlarım ben mandalinadan
1 Numaralı Şişe:
beyaz tavşanı takip et saten
soy un perdador:
ben her yazıştııma soruyorum abi
soy un perdador:
sana da soyıyım mı diye
soy un perdador:
ama cvp vermiyolar
1 Numaralı Şişe:
verseler ne değişecek ? this is matrix you know
soy un perdador:
yes guy
soy un perdador:
aha çekirdekli çıktı
soy un perdador:
ben sormaz mıyım bumanava
soy un perdador:
neyse
soy un perdador:
ne diyorduk
soy un perdador:
msndeki gülüşler yalan dostum
1 Numaralı Şişe:
yalan tabi
1 Numaralı Şişe:
internetteki komiklik de yalan
soy un perdador:
evet abi
1 Numaralı Şişe:
nice insanlar gördüm yazı yazmaya gelince komik kumik yazan da konuşamayan
soy un perdador:
ben böle çook bi adam tanıyorum alayına komik
soy un perdador:
aslında iyi biri, muhabbeti de iyi
soy un perdador:
açılması lazım ama reelde, tutuluyo
1 Numaralı Şişe:
öyle deme belki iyi biridir
soy un perdador:
özünde iyi biri evet
soy un perdador:
bi de internetin şeysi var
1 Numaralı Şişe:
hiiii ne ayıp
soy un perdador:
internet ortamlarının adamları var
soy un perdador:
böyle internet kralları
1 Numaralı Şişe:
aaa evet evet
soy un perdador:
adam internette kral..
soy un perdador:
ama gerçekte afedersn bi tarafıma kaş göz çizmesem de daha güzel adamdan
1 Numaralı Şişe:
sorsan arkadaşı yoktur etrafında ama msn’e bi girsin bir ton
1 Numaralı Şişe:
” kanka ”
soy un perdador:
evet yıh
soy un perdador:
ölümüne gankayız
1 Numaralı Şişe:
aynen o şekil işte
soy un perdador:
msnde de bi sürü sevgilileri var bu tiplerin
soy un perdador:
herkese aşkım bebeem felan diyo
soy un perdador:
herkese web cam açıyo felan
soy un perdador:
ama adam normalde odun
soy un perdador:
neyse.. sinirlendim otuduum yerde
1 Numaralı Şişe:
evet. bende de webcam var ama kullanmıyorum. ne gereği var ? bildiğim zât zaten beni görüyor yeterince daha fazlasını gösterip de niye baydırayım ? görmemiş olan da bi zahmet gelsin görsün yani. web cam şeytan icadıdır diye fetva verilsin istiyorum. ya da rtük web cam’lere de el atsın bi zahmet.
soy un perdador:
ben geçende annemle görüştüm , öle deme be
soy un perdador:
bazen işe de yarıyor
1 Numaralı Şişe:
ya orası ayrı
1 Numaralı Şişe:
annenden uzaksın , görmek ister vs.
1 Numaralı Şişe:
ben annemin dibindeyim
soy un perdador:
ama harbiden süslenip web cam karşısına geçen tanıyorum ben
1 Numaralı Şişe:
yan odadan msn’e giriyor bazen. web cam mi açayım ?
soy un perdador:
tsısı
1 Numaralı Şişe:
bir de web cam’de soyunan hatun arama hadisesi vardır ki ” stir mi up ” diyesi geliyor insanın
soy un perdador:
ona bişi diyemicem, onların erkek versiyonları da var
soy un perdador:
tebrik ediyorum kendilerini burdan
soy un perdador:
görüntülerine net üzerinden uyduyla dünyayı dolaştırdıkları için
1 Numaralı Şişe:
bakma sen internet iyi olduğu gibi yayarsan her yere saçma sapan sonuçlar da doğurur. yakınlık derecesini vermek istemediğim bir akrabamı ” sanal sex ” muhabbetini yaparken yakaladım ben. hayır yani nedir olay ? sevişmek dendiği zaman çoğu yalan olsa da şöyle bir genel yargı vardır ” sevdiğim insanla olmasını tercih ederim “. peki sanal sex’in yeri nedir burada ? ben biraz bu konuya değinmek istiyorum. günümüz toplumunda herkesin diline pelesenk olmuş ” cinsellik benim için ikinci planda hatta üçüncü planda ” lafı artık yerini ” sanal sex benim için ikinci hatta üçüncü planda ” şekline bürüyor yavaş yavaş. compact disklerimizi kötü işlerimize alet etmemek gerek bence. oradaki delik küçük olsa da kaygan değil içine girmemek gerek. bunun yanı sıra bu tür abazanları google earth uydudan yakalıyıp deşifre etsin. ben bir kaç abazan tanıyorum böyle google yetkililerine sesleniyorum koordinatlarını verebilirim.
soy un perdador:
evet, trübünlere oynayan yazarımız bliss son bombasını da patlattı
soy un perdador:
canımız blissimiz sen çok yaşa
soy un perdador:
neyse
soy un perdador:
eski bir dostla geçende kolpadan mesajlaştığımız konuyu aynen yazıyorum
soy un perdador:
ben kadınlar beğenilmek ister dedim o da erkek de tavlamak ister dedi
soy un perdador:
sence bu duygularımızı böyle yaparak tatmin ediyor olabilir miyiz
soy un perdador:
insanlar artık açlar böyle duygulara ve aldıkça daha çok isitiyorlar
soy un perdador:
ayrıca arz talep ilişkisi dendi, isteniyor ki prim yapıyor hem artık etik de kalmadı
soy un perdador:
ha msnden tanımadıın birine kamera açmak ha arkadaşlık sitesine kaydolup en cool resmlerimizi yayınlamak
soy un perdador:
karşı olmama rağmen ben bile bulaşıyorum bazen böle şeylere
1 Numaralı Şişe:
valla bana kalırsa insanın hayatında tek kişi olmalı ve hayatında biri varken de başkalarına caka satmamalı beğenilmeme kaygısı yüzünden. sevgiye aç kaldık ve bunu böyle yapan da biziz. bunun yanı sıra internetten kendini beğendirme (kadınlar açısından) ya da internetten birinlerini bulma (erkekler açısından) delinin birinin kuyuya taş atması diğerlernin de bunu takip etmesi sorunsalı ile aynı
soy un perdador:
beyaz atlı prensler tedavülden kalktığından beri böyle
soy un perdador:
herkes potansiyel sevgili sanki artık.. neyse ya banane
soy un perdador:
takılsın gençler, köretsinler duyguları, aşkı, bitsin herşey, öldürsünler
bitsin herşey, öldürsünler
1 Numaralı Şişe:
bazen anne babamı kıskanıyorum biliyor musun ?
1 Numaralı Şişe:
belki de en güzeli onların yaşadığı ya da onun bunun annesinin
1 Numaralı Şişe:
beğenilme ya da beğenilmeme gibi kaygıları yok, zaten birbirlerine sahipler, flört dönemleri de öyleymiş
1 Numaralı Şişe:
ne bileyim ben, babam anlatır ben dinlerim, toplum yapısı , bakış açıları çok değişmiş
1 Numaralı Şişe:
babama göre o zamanlar biri uzun ilişki yaşayacak birini bulunca marifet olurmuş çünkü o dönemlerde bir kızı öpmeyi bırak elinden tutması bile zormuş değer yargıları yüzünden.
1 Numaralı Şişe:
öyle der hep.
1 Numaralı Şişe:
şimdi ise bir erkeğin ” bilmem kaç kere aldattım ” , ” bilmem kaç kızı idare ediyorum ” demesi
soy un perdador:
benmkiler 2 sene nişanlı kalmışlar, görüşemiyolarmış bile
1 Numaralı Şişe:
bir bayanın da ” şu kadar erkekle çıktım ” ” benimkinin şu kadar parası var ” demesi marifet oldu
soy un perdador:
ay içim karardı
soy un perdador:
aldatılışlar geldi aklıma
soy un perdador:
topumuzun köküne kibrit suyu
soy un perdador:
pfs
1 Numaralı Şişe:
aldatışlar
1 Numaralı Şişe:
aldatılışlar
1 Numaralı Şişe:
pek bi fark yok
1 Numaralı Şişe:
ben ikinci şıkkı yaşadım 3 kere
1 Numaralı Şişe:
hatta ilki çok fenaydı
1 Numaralı Şişe:
filmlere konudur genelde aldatılmak denince
1 Numaralı Şişe:
neyse
soy un perdador:
insan neden aldatır ayrı bir konu
soy un perdador:
evet neyse


09 Dec 2006

çok da fifi

daha soğuk ve kabuslardan geç kalmışlığa uyandığım bu sabah
cümle başındaki büyük harflerden sıkıldığımı farkettim
düz yazı ne kadar kurallıysa
şiir de o kadar özgür
ve sırf bu yüzden gözlerinizi daha fazla yoracaksınız benim için
yazılarımı kendi anlamınızla yoğurun istiyorum
ve evet burada entry yazma kuralları geçerli değil
ve bu yazının başında resim de yok
ve bold yapıp gözünüze de sokmıyacağım

gece bağlı değilim hiç bir sanallığa
interneti bıraktım telefonunu bile kapatanlardanım
radyo dalgalarını engelleyemiyorum ama en azından uyurken özgürüm
yoksunuz hiçbiriniz
ve ben..
ve ben arkamı döndüğümde beni sırtımdan bıçaklayacak yazı kardeşliği istemiyorum
size güvenmek ve rahat rahat uyumak istiyorum
kimin neden nerde olduğunu
herkes
anlatmadan anlasın istiyorum
beyaz ın psikopat tiplemesi gibi çok şey istiyorum biliyorum
ama bunlar imkansız değil
dün tiksindim kendimden ve kendime ayar verdim
biz buna türkçe de öz eleştiri diyoruz
kaçımız bunu yapabiliyoruz
hangimiz histeri krizlerimizle başa çıkabiliyoruz
söyleyin aranızdan kimin komik olmak gibi bir takıntısı yok
kim prim yapmak için aslında kabul etmediği halde
evet öyle demedi..
biraz ara veriyim de gülümseyelim hep beraber
cümlenin anlamı yumuşasın
smiley koyalım buraya
ve bu arada kendinize yalan atın
hayır ben böyle değilim deyin
ben de bu arada enter a bir daha basıp paragraf yapayım
yapayım da konu kapansın

yorgunum
sanal ortamın planlı yaratılmış sansasyonları yordu beni
yaz da değil bisikletimi alıp kırlara kaçamıyorum
insanoğlu bu sürekli birbirini kıskanıyor
bekliyorum ne zaman biri bana hakaret edecek diye
yok yok çekinmeyin edin
sizin egonuz tatmin olsun
ama unutmayın ben pırlantayım
ve sizin attığınız çamur bana değerimden bir şey kaybettirmez
ve yazdıklarınızı editlerim
ve hatta imha ederim
ne kadar .. ne kadar.. ne kadar neyse işte
bir insanım öyle değil mi
merak etme ey uçurulan yazar
bana hakaret ettiğin için uçurmadım seni
sözlük kurallarına karşı geldiğin için banladım
yoksa gel yüzüme söyle aynı şeyleri
güler geçerim
yeter ki senin egon tatmin olsun genç
kendine güvenin gelsin
yoksa bana göre sözler uçar gider
esas olan benim
kalıcı olan da..


01 Dec 2006

sözlük demleri

en baştan başlamak ve her şeye nane olmak hiç istemiyorum..sözlük alemlerine girmekte geç kalmış ama kısa zamanda bir klanın biryerlerine gelebilmiş biri olarak, en çok tanıdığım sözlükleri irdelemek isterim.
bir yıl yazar alımları başlasın diye beklemiştim ekşi sözlüğü ve bu durumdan sıkılmıştım ki tesadüf eseri gecenin bir yarısı baktım yazar alınıyor ekşiye, hemen atladım ve entrylerimin sayısı ilk sene üç basamaklı sayılara ulaşamadı. çünkü ben sözlüğü okumayı seviyordum. yazacak bir eksik de bulamadım çoğu zaman, yazmaya kalktığım zaman da baştan aşağıya okumak, ortamla aşık atacak cümleler kurmaya çalışmak, tanımadığım bu yerin tutmak için aradığım nabzını bulamamak beni hep yordu. öğrenimim ve işim gereği bildiğim şeyleri yazıp durdum. pek de bulaşmadım yok muhabbetmiş yok zirveyemiş, asosyal bir suser olarak kaldım.. işte bu nedenlerden de sözlüklerin duayeni hakkında söyleyebilecek pek bir şeyim yok. ama etrafta onlar için söylenenler beni hep şaşırttı. insanlar gözlerinde o kadar büyüttüler ki, ekşi’de bir entry bile yazabilmek için kimbilir neler vermezdiler(!). saçma! ekşiyi bilgi birikimi olarak büyütmeli sadece, ne ararsam var (kondansatör olayını bilen bilir) ve bu beni mutlu ediyor. artık herhangi bir yerde de suser olduğumuzu söylemekten çekinir oldum, insanlar kocaman gözleri ve açık ağızlarıyla “hadi ya, ekşide yazar mısın, süper, ben nasıl olabilirim, bi kıyak geçsene” dediler, ne diyebilirdiniz ki. bir de “aa ben de yazar oldum bir ara ama hiç yazmadım, şifremi de unuttum” cular vardı, bunlara da en fazla “hadi ya, kötü olmuş” diyebildim.
neyse.. netsözlükle devam ettim sonra, söyleyebilirim ki en çok orada eğlendim. sözlüğün yapı taşlarını tek tek yerine oturtmak eğlenceliydi. klavyede döktüren o parmakların sahibini bir kafede görüp iki çift lafın belini kırmak gerçekten lezzetliymiş. bizim artık ortak bir noktamız vardı, sözlük. netsözlüğü burdan kötülemek değil tabi niyetim ama “balık baştan kokar” demek istiyorum. burda da yönetimin sorumsuz olduğunu gördüm, ne kadar doğru bilemiyorum. sürekli değişebilen bir tutumla birlikte her an alaşağı olabilir yönetim elemanları gözünü korkutuyordu insanın. bir hafta sözlüğe girmediğinizde, dönünce yönetimi tamamen değişmiş ve hatta tanımadığınız ve sizden daha tecrübesiz insanları sizi modere ederken görebiliyordunuz. olmaz, ben bunu görmek istemiyorum, banane dedim.. neyse.. daha sonra hiperaktif bir internet böceği olmamdan ve çok okuyup yazan (evet artık yazıyordum çünkü eksik çoktu) bir gözlemci olmamdan dolayı beni başka yöne çekmeye başlamışlardı, yeni bir sözlüğe..
önce adı kıllandırıyor kolpa sözlüğün, sonra öküz logosu.. noluyoruz diyorsunuz, nerdeyiz? ama bildiğiniz sözlük burası. yazarları da gayet genç, kanları deli akıyor. büyük ülkenin burjuvası olmaktansa küçük kasabanın şerifi olmak işime geldi, hem sözlüğün de abla kadrosu boşmuş.. çağardılar geldim, yerim de hazırdı, arkadaşlar kırmızı halı da sermişler, ben daha ne olduğunu anlamadan başlarındaydım. açıkçası çok daha tecrübeli biriyle oturup konuşmak isterdim, şimdi hocam bizde böyle problemler var, sözlük bu yöne gidiyor, normal di mi diye. ama olsun, en azından kendimize güvenimiz var, yapıcaz, olucak diyoruz her gün birbirimize. problemleri görmezden geliyoruz, olur başlarda diyoruz, gülüp geçiyoruz. ayrıca herşeyi yapmaya o kadar hevesliyiz ki , artık buna maymun iştahlılık mı denir ne denirse, şunu da yapalım tam olsun, bunu da yapalım imajımız olsunlardayız. hatta bazen bu gidiş hızı korkutuyor beni. düşünsenize mevsim kadar kısa bir sürede, sözlükteki herkes beni tanıyordu eli sopalı ayarmatör mod olarak.
hazır sopaya da deyinmişken yazarlardan bahsetmek istedim. yok yok korkmasınlar, laf etmiyeceğim. bu net alemi insanı bir garip yapıyor, onlar da büyülendi, sözlüğe kapıldılar, gidiyorlar. bilgi gerçekten bir güç, kelimeler silah, bunu gördüler. her ne kadar arada yalpalasalar da olacak, biliyoruz. yavaş yavaş demleniyoruz.
sözlük bir oluşumdur, yazar da zamanla pişer. hepimiz pişeceğiz yavaş yavaş, olgunlaşacağız. yazar sözlüğü oluşturur sözlük de yazarı olgunlaştırır. duayenler en başından beri harf harf, kelime kelime oluşturdular bu yapıyı, program yazmadı tüm o entryleri. bir bilgi birikimi oluşturdular, onun üzerine geyik çevirdiler. bir konu hakkında hepsinin bildiği birşeyler vardı ve hepsi farklı şeyler biliyorlardı, onları bütün ve sözlük yapan bu bence. bunun bilincinde olmak, olaylara her açıdan bakabilmek, türkçe’yi doğru kullanmak ve anlaşılır yazmak sizi yazar yapar ama herkes de yazar olamıyor malesef. sedat’ın röportajında söylediği bir lafı var buraya cug oturur hem de yazımı bitirmeme yardımcı olur; “..42 kromozomumuzla dünyada hiç bir benzerimiz yokken tek diyebildiğimiz “yukarda söylenenlerin hepsine katılıyorum” ise bence gereksiz yere yaşıyoruz.”

23 Nov 2006