derinlemesine sonsuz bir lacivertte boğuluyorumuşum. güneş mi doğmuş, hayat var mıymış? zaman mı akıp gidermiş yoksa biz mi zamanın içinden akıp gidermişiz..? kelimeler mi beni anlatır, ben mi onları, hangimiz yetersiziz? bu soru işareti tüm sorularımı karşılar mı? bu başlık maximum sorular mı olmalıydı? bu başlık var mıydı? ben var mıydım?..yetersiz kelimelerimin çıplak cümlelerinden kurtulmalı..boğulmalı.. boğulmalı en dipte.hey siz ordaki, ayak üstü sevişenler, size ancak tek gecelik estetize tecavüzler yakışır. bize de aşkın ardından ağlayarak olgunlaşmak kalır. yanar kavrulur yüreğimiz, geriye ancak külden bir enkaz kalır.
13 Mart 2006
08 Mart 2006
maximum hayal gücü
hayalle gerçeği ayırt edemeyene şizofren derler.
maximum hayal gücü maximum şizofren midir sence? ya gerçek nedir bilemezse kişi, bırak ayırt etmeyi..
bazen kendi dünyanın duvarları kalınsa çıkmak istesen de çıkamazsın, yaşamaksa amaç hayalde de yaşarsın..
..sıkıldım yetersiz kelimelerimden..
uzun zaman aralıklarıyla devamını gördüğüm rüyalar var, seri rüyalar, korku filmi gibi. bunlar benim hayal ürünlerimse evet kocaman benim hayal dünyam..
ve ben kocamı poseidonla aldatmıyorum, poseidonu gerçekle aldatıyorum.
maximum hayal gücü maximum şizofren midir sence? ya gerçek nedir bilemezse kişi, bırak ayırt etmeyi..
bazen kendi dünyanın duvarları kalınsa çıkmak istesen de çıkamazsın, yaşamaksa amaç hayalde de yaşarsın..
..sıkıldım yetersiz kelimelerimden..
uzun zaman aralıklarıyla devamını gördüğüm rüyalar var, seri rüyalar, korku filmi gibi. bunlar benim hayal ürünlerimse evet kocaman benim hayal dünyam..
ve ben kocamı poseidonla aldatmıyorum, poseidonu gerçekle aldatıyorum.
22 Şubat 2006
sen ağlarken ben yağıyordum.
gecenin 10u, karaköy - kadıköy vapuru. vapurun korkuluğuna yaslanmış ağlıyordun. yanına geldim, gözlerinin içine baktım. yüzün gülüyordu. ama aslında makyaj gülüyordu, sen ağlıyordun soytarı. sen ağlıyorken ben sana yağıyordum. senin parkanın bir tarafı ıslanmıştı, benden yana tarafı... senin bir elinde bira vardı, diğer elinde elektronik oyuncakların. benim bi elim boştu, diğer elimde çocukluğumun kırık oyuncakları... sen vapurdan indin soytarı, gittin.
18 Şubat 2006
ayrılığa dair
...
ayrılık masanın üstündeydi
ayrılık masanın üstündeydi
cıgara paketinde
gözlüklü garson getirdi onu ama sen ısmarladın
kıvrılan bir dumandı gözlerinin içinde senin
cıgaranın ucunda senin
ve hoşça kal demeğe hazır olan avucunda
ayrılık masanın üstünde dirseğini dayadığın yerdeydi
aklından geçenlerdeydi ayrılık
benden gizlediklerinde gizlemediklerinde
ayrılık rahatlığındaydı senin
senin güvenindeydi bana
büyük korkundaydı ayrılık
birdenbire kapın açılır gibi sevdalanmak birilerine ansızın
oysa beni seviyorsun ama bunun farkında değilsin
ayrılık bunu farketmeyişindeydi senin
ayrılık kurtulmuştu yerçekiminden
ağırlığı yoktu tüy gibiydi diyemem
tüyün de ağırlığı var
ayrılığın ağırlığı yoktu ama kendisi vardı
...
n.h.r
hiçbir şeyin öyküleri
Bu benim hayatım.. kocaman bi yalnızlık karanlıkla yoğrulmuş, kapkaranlık.. kimse izini bırakamamış, adınızı bile hatırlamıyorum çünkü. tek hatırladığım kendi adım.
sanal prens ve prenseslere hatta eskilere
kı.ımın beyaz atlı prensi nolcak!.. inancımın son zerresini tükettin sen. ait olduğun cehenneminde bulama beni. hatıralarında yaşa cehennemini tekrar ve tekrar bir sürüngen gibi. bilmediğim sevgilere inanmayışım değil, bildiğime olan inancımdan yıkıldım son kez.
savulun korkaklar, yepyeni zırhımla duruyorum siz sevgi yalancılarına karşı. 2. el sevdalarınızla kandıramıyacaksınız bir daha el değmemiş tazeleri. size ancak bir günlük estetize tecavüzler yakışır.
savulun korkaklar, yepyeni zırhımla duruyorum siz sevgi yalancılarına karşı. 2. el sevdalarınızla kandıramıyacaksınız bir daha el değmemiş tazeleri. size ancak bir günlük estetize tecavüzler yakışır.
yok gibi
sizin hep birileriniz oldu. derdinizi, tüm gün olan biteni anlatabileceğiniz... siz hep annenizin dizinin dibinde yaşadınız, saçınızı okşadı, üstünüzü örttü. babanızın göndermesini beklediniz banka saçaklarında borcunuzu harcınızı. siz hep sevgi dilendiniz, ne alırsanız kâr saydınız .. telefonunuzun ucunda arayabileceğiniz birileri vardı, bayramlarda sizi çaldırırlar, ya da en azından hatırlarlardı. bir gök taşı gibi nerden gelip nereye gittiğinizi bilmeden ağır ve gereksiz hissettiniz mi hiç kendinizi ve koskocaman bir yalnızlık, karanlık bir yalnızlık...
hiç bir varlık varoluşuyla onurlandırdı mı sizi?
hiç kimse size iyi ki varsın dedi mi?
hani inandığınız, güvendiğiniz şeyler var ya, aslında yoklar.
hiç bir varlık varoluşuyla onurlandırdı mı sizi?
hiç kimse size iyi ki varsın dedi mi?
hani inandığınız, güvendiğiniz şeyler var ya, aslında yoklar.
07 Şubat 2006
karanlık sözler...
Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında.
Aşklarım, inançlarım işgal altındadır
tabutumun üstünde zar atıyorlar
cebimdeki adreslerden umut kalmamıştır
toprağa sokulduğum zaman çapa vuran adamlar
denize yaklaşınca kumlar ve çakıltaşları
geçmiş günlerimi aşağılamaktadır.
Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında.
Ve rüzgâr buruşturuyor polis raporlarını
kadınlar fazlasıyla günaha giriyorlar
bazı solgun gömleklerin çözük düğmelerinden
çelik tırpan gibi silkiniyor çocuklar denizin satırları arasında.
Gece arsızca kükrüyor paslı beyninde şehrin
küfre yaklaştıkça inancım artıyor.
Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında
öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan
saçlarım çok yoruldu
gençlik uykularımda acılar çekebilecek yaşa geldiğim zaman
acıyla uğraşacak yerlerimi yokettim.
Ve şimdi
birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın başından başlayabilirim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)